Veteriner Hekimliğinde Homeopati Uygulamaları
Esra CanooğluTÜRK VETERİNER JİNEKOLOJİ DERNEĞİ VII. ULUSAL & I. ULUSLARARASI KONGRESİ, 12 - 15 Ekim 2017, Marmaris
Özet
Homeopati sağaltım amaçlı olarak veteriner hekimlik alanında tek başına kullanılabilecek bir yöntem olmakla birlikte, tamamlayıcı bir uygulama olarak da tercih edilebilir. Bununla birlikte klasik tıptan felsefe, yaklaşım ve uygulama açısından oldukça farklı bir tedavi yöntemidir. Deneyimli hekimler tarafından uygulanmalıdır. Bu amaçla öncelikle homeopatik yaklaşım hakkında genel bilgi verilerek bakış açısı oluşturulduktan sonra hayvanlarda jinekolojik amaçlı kullanımı ele alınacaktır.
Bir veteriner homeopat nasıl hasta bakar?
Giriş
Homeopati felsefi olarak alternatif, yaklaşım olarak holistik (Bütüncül), etki tarzı olarak doğal, uygulama açısından komplementer (Tamamlayıcı) bir sağaltım yöntemidir. Homeopatinin kendine has bir dili olması nedeniyle bazı kavramlar açıklayıcı olması açısından başlangıçta incelenecektir.
Temel kavramlar
Homeopati benzeriyle tedavi, izopati aynıyla tedavi anlamına gelir. Allopati ilacın oluşturduğu etkinin hastalık belirtileriyle herhangi bir benzerlik taşımadığı, antipati ise ilacın etkisi hastalık belirtilerinin tam zıttı olduğu tedavi sistemidir. Homeopatlar klasip tıp uygulamalarına allopati, uygulayıcılarına da allopat adını vermektedir. Örnekle açıklanacak olursa ishal sağaltımında kodein gibi kabızlık yapan bir ajanın kullanılması antipatik, bakteriyel kökenli enteritlerde antibiyotik kullanımı allopatiktir. Enteritlerden korunmak için yapılan aşılar izopatik,. arsenik gibi sağlıklı bir bireye verildiğinde ishale yol açan bileşiklerin tedavide uygulanmasıysa homeopatik tedaviye örnek olarak verilebilir.
Homeopatiye yeni başlayanlarda ilaç ve remedi terimleri de kafa karışıklığı yaratmaktadır. Klasik tıpta genellikle ilaç (Medicine) kelimesi kullanılırken homeopatide -deva, derman, iyileştirme anlamına gelen- remedi (Remedy) kelimesi kullanılır ve bu kelime Türkçede de genel kabul görmüştür. Bu ayrımın amacı sadece iki tedavi yöntemi arasındaki farkı ortaya koymak değil, daha çok homeopatinin vücudun kendi iyileşme gücünü teşvik etmesini vurgulamaktır. Klasik yaklaşımda ilaçlar bunun tersine, sadece var olan semptomların ve bunlarla ilişkili fizyolojik ve patolojik bulguların ortadan kaldırılmasına odaklanır. Homeopatik tedavinin temelini hastanın bireyselliği ve doğru ilaç seçimi oluşturur. Belirli bir hastalık için klasik bir ilaç ya da reçete söz konusu değildir. Homeopati bir regülasyon tedavisidir: Yaşam gücü kendini iyileştirilebilecekse tercih edilir. Yani homeopati cerrahi bir girişim yerine kullanılamasa da sonraki iyileşme sürecini hızlandırabilir.
Benzerlik ilkesiyle hastalıkların tedavisi eski Mısırlılar ve antik Yunanlılar tarafından da biliniyordu. Bu ilkeyi Hippokrat (M.Ö. 460-377) ortaya atmış, tarih boyunca pek çok hekim tarafından benimsenmekle birlikte Alman Dr. Samuel Hahnemann tarafından kuramsallaştırılıp sistematik hale getirilmiştir. Yirminci yüzyılın sonlarında ilaç sanayisinin gelişimiyle sağlığa bakış açısı değişmiş, bu durum doğal tedavilerin geri plana itilmesiyle sonuçlanmıştır. Günümüzde doğal ve organik yaşama talebin artmasıyla, homeopati de dahil olmak üzere holistik tedavi yöntemlerine ilgi yeniden canlanmaya başlamıştır.
Homeopati bireysel tedavi yapar. Hastayı holistik bir biçimde ele alırken, allopatiden farklı olarak davranışsal, mental ve psikolojik düzeyde de sağaltır. Holistik yaklaşıma göre yaşam bir bütündür. Organizmanın tüm işlevleri birbiriyle bağlantılı dinamik bir döngü içinde yer alır. Holistik tedaviler bu döngüdeki dengeyi korumayı ve canlının kendi doğasındaki iyileşme potansiyelini harekete geçirmeyi amaçlar.
Hahnemann tarafından yazılan Organon homeopatinin temel eseridir. Paragraflar halinde düzenlenmiş homeopatik kurallar, uygulamalar, yaklaşımlar, açıklamalar ve tanımlardan oluşur. Homeopatik iyileştirmenin amacı, sağlığı çabuk ve ılımlı bir şekilde onarmak ve bunu kalıcı kılmaktır. Yani, net ve anlaşılabilir prensiplere dayanarak, en seri, güvenilir ve hastaya zarar vermeyen yolla, hastalığın tamamı ortadan kaldırılır (Organon paragraf 2).
Homeopatinin temel yasası smila smilibus curentur'dur (Benzer benzeri tedavi eder). Homeopatik ilaçların etkinliği, sağlıklı insanlar üzerinde yapılan denemeler sonucunda belirlenir. Denenen ilaçların sağlıklı insanlarda neden olduğu belirtiler materia medica adı verilen kitaplarda toplanır (İlaç bilgisi). Hastalık tablosunun örtüştüğü tek bir ilaç (Unitas remedii), benzerlik yasasına göre belirlenir ve bu ilaç, yaşam gücünü uyarabilecek minimum dozda kullanılır (Dosis minima).
Hastanın semptom tablosunun bütünlüğüne göre tek bir remedinin seçilip uygulandığı türdeki homeopatik tedavi klasik homeopati olarak adlandırılır ve homeopatinin en etkili ve saf hali olarak kabul edilir. Standart klinik durum ya da konvansiyonel tanıya uygun bir ya da birden fazla remedinin tek başına kullanıldığı sağaltımlarsa klinik homeopati olarak isimlendirilir. Hastanın semptomlarıyla ya da tanısıyla örtüşen standart bir formülde birden fazla remedinin karıştırılmasına kompleks homeopati denilmektedir. Organoterapi, benzerliğin az olduğu, materyal dozdaki ilaçların sık tekrarlandığı bir yaklaşımdır. Organotropide ana tentürler ya da düşük potensler tercih edilir.
Remediler
Homeopatik remediler: bitkisel, hayvansal, madensel kökenli ilaçlar ve hastalıklı materyallerden elde edilen nosodlar olmak üzere dört doğal kaynaktan elde edilir. Remediler sulandırma (Dilüsyon) ve çalkalamadan (Sukkisyon) oluşan özel bir yöntemle elde edilir. Bu yöntem remedinin gücünün artmasına neden olur (Potentizasyon, dinamizasyon). Böylece zehirli maddelerden bile ilaç olarak faydalanılabilir.
Üretilen remedi sulandırma derecesine göre numaralandırılır. Kullanılan üç dilüsyon skalası vardır. Decimal sisteminde 1'e 10 oranında seyreltme yapılır (D ya da x ile ifade edilir). Centesimal skalası 1'e 100 oranında sulandırmalar yapar (C harfiyle gösterilir). Bunların dışında üçüncü sulandırma serisi Q (Quinquagintamillesimal) potenstir. Bunlar 1/50.000'lik sulandırma faktörüne dayandıkları için sık sık LM (50 millesimal) potens olarak da ifade edilir. Potentize edilmiş ilaçlar globül, pelet ya da diskler gibi taşıyıcılarla uygulanır.
Remedi Seçimi
Hahnemann’a göre hastalık yapan tüm etkenler dynamisin ahengini bozar ve bu dengenin bozulmasıyla hastalık belirtileri ortaya çıkar. Homeostazis olarak düşünülebilecek dynamis (Vital enerji, yaşam gücü, hayat enerjisi), tüm organizmanın esas kontrolünü yapıp onu dengede tutan enerjidir. Hayat enerjisi dengeye kavuşunca hastalık belirtileri de ortadan kalkar. Hayat enerjisinin uyumlu akışı da uygun bir homeopatik ilacın seçimiyle mümkündür.
"Benzer benzeri iyileştirir" prensibi homeopatinin merkezinde yer alır. Bu ilkeyi uygulayabilmek ve hastalık etkeninin sağlıklı bireyde oluşturduğu semptom tablosuyla eşleştirebilmek için, belli bir maddenin sağlıklı bireylerdeki etkisini bilmek gerekir. Bu bilgiye sahip olununca, remedi tarafından oluşturulan semptom tablosu, hayvanda gözlenen hastalık tablosuyla eşleştirilebilir. Bu bilgi remedi resmi/tablosu olarak adlandırılır.
En iyi tedavi sonuçları; bir remedinin materia medica bulguları sadece ana belirtilerle değil, tüm belirtilerle örtüştüğünde elde edilir. Bu nedenle hasta belirli şikayetlerle başvurduğunda diğer şikayetleri de incelenmelidir. Homeopatide bu ek şikayetler eşlik eden (Concomitant) olarak adlandırılırken fiziki duruma ait olanlar lokal (Bazen particular: özgü-belirli) belirtiler olarak adlandırılır. İştah, belli yiyecekleri canının çekmesi, sıcaklık, soğuk ve hava değişimi, çevre koşullarının etkisi gibi faktörlerin hastanın genel durumuna uygunluğu başarılı bir reçete yazmak için dikkate alınmalıdır. Bu belirtiler, hasta bir bütün olarak ele alındığı için genel semptomlar olarak tanımlanır. Anamnez alırken hastanın zihinsel (Mental) ve duygusal (Emotional) durumunun değerlendirilmesi de büyük önem taşır. Homeopatinin kavranması için bu bütünselliğin anlaşılması, hastalıklara verilen isimlerden çok hastaya ve belirtilerine holistik bir biçimde, bireysel olarak yaklaşım önemlidir.
Doz
Genel olarak ilaç seçimi potens seçiminden önemlidir. Doğru seçilmeyen remedi iyileşmeyi sağlayamazken, doğru remedi düşük potenste kullanılsa bile uygulama sıklığı değiştirilerek istenen etkiyi sağlayabilir.
Akılda tutulması gereken en önemli nokta homeopatik dozlamanın vücut ağırlığıyla ilişkili olmadığıdır. Kullanılan ilacın hacmi ne olursa olsun vücut bunu enerji olarak tek bir doz olarak algılar. Remedinin potensi ve kullanım sıklığı ilacın dozunu oluşturur ve yüksek poteslerin iyileştirme gücü daha yüksektir.
Dozlamada etkili faktörler vakanın şiddeti ve hastanın yaşam gücüdür. Amaç hastalığın enerjisine eşdeğer bir enerji kullanmaktır. İlerlemiş bir patoloji zayıflamış bir yaşam gücünün göstergesidir. Yaşam gücünün zayıfladığı kronik hastalıklarda uygulama sıklığı aynı kalsa da düşük potensler seçilmelidir (6 C gibi). Böylece sık uygulamayla iyileşme sürecinin devamlılığı sağlanırken, vücut cevap verebileceği yumuşaklıkta bir uyarımla karşılaşır. Genel kural olarak hekim ilaç seçiminden eminse mümkün olduğu kadar yüksek potenste kullanmalıdır. İlaç seçiminden emin olmanın yolu semptom hiyerarşisinde üst sıradaki belirtileri seçmektir. Sağlam mental ve genel semptomlar esastır. Lokal semptomlara göre seçilen ilaçlar düşük veya orta düzey potenste verilmelidir. Derine yerleşen kronik hastalıklarda D ya da C potens kullanılırken, uygulama sıklığı azaltılıp potens yükseltilebilir. Hastanın yaşam gücünün zayıfladığı olgularda LM potensler de düzenli ve uzun bir süreçte kullanılabilir. Daha derin ya da davranış düzeyinde bir etki yaratılmak isteniyorsa, diğer faktörler de uygunsa yüksek potens seçilmelidir. Sürü, bir bütün olarak görülüp sürü bazında tedavi yapılıyorsa pratik olarak orta düzeyde bir remedi (30c) seçilmelidir.
Hering Yasası
Constantine Hering'e (1800-1880) atfedilen iyileşme yasasına göre tedavinin ilerleyişi:
- İçten dışa
- Yukardan aşağıya (Hayvanlarda baştan kuyruğa, gövdeden ekstremitelere)
- Daha önemli organlardan daha az önemli olana doğrudur.
- Semptomlar ortaya çıkış sırasının tersine ortadan kalkar.
Olgu komplike değilse bu fenomen kolaylıkla gözlenebilir. Kronik bir hastalık ve uzun konvansiyonel tedavilerin söz konusu olduğu komplike olgulardaysa net bir şekilde gözlemlenmeyebilir. Bununla birlikte homeopatik bakış açısıyla hastalıkları değerlendirilmesi için Hering Yasası'nın bilinmesi önemlidir.
Sağaltım sonucunda gözlenebilecek cevaplar
- a) Hiç bir düzeyde değişimin olmaması: muhtemelen yanlış remedi seçilmiştir.
- b) Fiziki düzeyde ilerleme yok ama mental düzeyde büyük bir gelişme var: İyileşme Hering yasına göre gerçekleşmiştir. Mental düzey fiziki düzeyden daha önceliklidir. Seçilen ilaca gerekirse aynı potenste devam edilmelidir.
- c) Vakanın her düzeyinde istikrarlı bir düzelme var: Doğru ilaç doğru potenste uygulanmıştır. İlaç değiştirilmemelidir. Olgudaki düzelme devam ediyorsa bir süre daha beklenmelidir. Tedavi tamamlanmadan düzelme durursa remedinin aynı potenste tekrarlanması gerekir.
- d) Tedaviden önce ilerleyen vaka, bir dereceye kadar geriledi ya da orjinal haline döndü: Remedi doğru, seçilen potens yanlıştır. İlacın tekrarlanması ama potensin değiştirilmesi gerekir.
- e) Başlangıçtaki kötüleşmenin ardından istikrarlı düzelme: Remedi doğrudur, potens çok yüksek seçildiğinden terapötik agrevasyon şekillenmiştir.
- f) İyileşme var ama bazı semptomlar geçmedi: Bu durumda remedi doğrudur, düzelme durana kadar beklenmeli, gerekirse tekrarı yapılmalıdır.
- g) Var olan semptomlarda gelişme var ama daha önceden gözlenen semptomlar ortaya çıktı: Hering yasası etkisidir. Bu durumda beklenmelidir. Oluşan yeni semptomlar genellikle ek bir girişime gerek kalmadan düzelir.
- h) Belli bir düzelme var ama yeni semptomlar ortaya çıktı: Remedi yeni bir hastalık katmanını ortaya çıkartmıştır ve bu tabloyla eşleşebilecek yeni bir remedi seçilmelidir.
- ı) Var olan semptomlarda bir değişiklik yok, daha önce bulunmayan semptomlar da ortaya çıktı: Bu remedi seçiminin kötü olduğunu gösterir. Ne kadar fazla sayıda yeni semptom gözleniyorsa o kadar kötü bir remedi seçimi yapılmıştır. Olguyu yeniden değerlendirip yeni bir ilaç seçmek gerekir.
İlaçlar genellikle internal olarak kullanılmakla birlikte Calendula gibi bazı ilaçların haricen uygulaması da söz konusu olabilir. Optimum sonucu elde etmek için yemlemeden 15-30 dakika önce veya sonra kullanımı tercih edilmelidir. Globüller dil atına ya da üstüne uygulandığında tükürükle çözünüp absorbe edilir, yutulması şart değildir. Eğer bireysel değil, sürü bazında tedavi yapılıyorsa ilaçlar içme suyuna ya da yeme karıştırılabilir (Madrewar, 2007).
Reprodüktif amaçlı homeopati
Jinekolojik amaçlı kullanılan ve dişi remedileri olarak bilinen bazı önemli ilaçlar tanıtıldıktan sonra klinik endikasyonlarına göre sık kullanılan remedilere kısaca değinilecektir. Bununla birlikte en iyi sonucu almak için hastanın tüm semptomlarının remedi tablosuyla örtüşmesi gerektiği unutulmamalıdır.
Materia medica bilgisi
Caulophyllum
Reprodüktif sistem için önemli remedilerden biridir. Cervixin yeterli açılmadığı olgularda kullanılabilir (Bu amaçla Cimicifuga da kullanılabilir). Yine aynı etkisinden kapalı pyometralarda da faydalanılabilir. Primer uterus inertiası veya yorgunluğa bağlı ağrılı ama etkisiz ya da zayıf uterus kontraksiyonlarına neden olur. Akıntılar çikolata rengindedir. Caulophyllum tablosunda sinirli ve heyecanlı bir ruh hali olduğu için, bu durumdaki doğuramayan hayvanlarda doğumu başlatabilir. Retentio secundinarum ve uterus kanamalarında da yararlıdır. Caullophyllum tablosunda ayakta ve küçük eklemlerde ağrı gözlenir.
Lachesis
Bu remedi için en kuvvetli anahtar semptom akıntıların baskılanmasıyla kötüleşme/akıntılar başladığında iyileşmedir. Bu nedenle hormonal kontrasepsiyon ve pyometrada geniş bir kullanım alanı bulur. Sol taraflı bir remedidir, boğaza özel bir affinitesi vardır. Boğaz bölgesi dokunma ve basınca duyarlıdır. Boğazla ilgili bir başka belirgin bulgu da vokalizasyondur. Sıcaklıktan hoşlanmaz, güneşten kaçınır. Tüm belirtiler uykuyla şiddetlenir. Hemorajik bir remedidir ve kan pıhtılaşmaz. Ağır bir depresyonun gözlendiği septik ve nekrotik olgularda endikedir. Etkilenen dokular şiş ve morumsu-mavi renktedir. Akut mastitiste de faydalıdır.
Lilium Tigrinum
Ürogenital sistem üzerinde etkili sol taraflı bir remedidir. Mental olarak endişe ve hırçınlık bir arada yer alır. Genel olarak kilolu hayvanlardır. Az miktarda sık içer ama susuzluk hissi diğer semptomların başlangıcından önce artar. Buna az miktarda sık ürinasyon eşlik eder. Huzursuzdur ama dolanmaya da isteksizdir. Uterus akıntıları sadece hayvan hareket ederken gözlenir; keskin kokulu ve kanlıdır, pıhtılar da gözlenir. Prolapsus uteri olgularında kullanılabilir. Pyometra ve infertilitede de, özellikle sol ovaryumda inflamasyon gözlenen olgularda olukça faydalıdır. Sıcaklık, hareket ve teselli ile belirtiler şiddetlenirken, soğuk, sol tarafına yatınca ve açık havada belirtiler hafifler.
Pulsatilla
Büyük yapısal ve temel dişi remedilerinden biridir. Anamnezde sorunun pubertanın başlangıcına dayandığı gözlenebilir. Pulsatilla hayvanları arkadaş canlısıdır, ilgi ve özen gösterilmesinden hoşlanır. Çekingendir ve alışık olmadıkları, yeni durumlardan hoşlanmaz. Ağrı eşikleri düşüktür. Heyecanlandıklarında ya da korktuklarında idrar kaçırır. Ana tema mental ve fiziki düzeyde değişkenliktir. Akıntılar bol ve beyaz olmakla birlikte hafif sarımsı-yeşil renkte de olabilir. Su tüketimi azdır. Genellikle sıcaktan hoşlanmaz ve soğuk yerler arar. Özellikle suni ısıtmadan kaynaklı havasız ortamlardan kaçınma belirgindir. Ovaryumların yeterince aktif olmamasından dolayı östruslar düzensiz olabilir. Çok sık yalancı gebelik geçirirler ve fazla miktarda süt üretimi vardır. Sempatik ve arkadaş canlısı olmalarına rağmen yalancı gebelikte huysuzlaşabilirler. Depresyon ve bazı agresyon belirtileri gözlenebilir. Gebelik sırasında sorun yaşasalar da iyi anne olurlar. Mastitiste meme bezlerinde şişlik, sıcaklık, hassasiyet ile meme başlarında sertlik görülür. Östrusun baskılandığı hayvanlarda, infertilite ve nimfomanide endikedir. Bazı pyometra vakalarında da faydalı olmakla birlikte yalancı gebelik, idrar tutamama ve özellikle ineklerde retentio secundinarumda kullanım alanı bulurlar.
Sepia
Ağırlıklı olarak sol taraflı bir dişi remedisidir. Ana etki alanı endokrin bezler ve uterustur. Pyometra gibi hormonal aktivitenin yükseldiği zamanlarda kısırlaştırılan hayvanlarda faydalıdır. Mental olarak etraflarıyla ilgisi olmayan, huysuz ve aşırı korumacı hayvanlardır. Libido düşüktür ve çiftleşmeye genelde kayıtsız kalır. Çok iyi anne değildir ve yavrularını terk eder. Akıntılar farklı karakterde olabilir ama temel olarak sarıdır. Pelvik bölgeye dokunulmasına hassastırlar. Düzensiz ve belirgin olmayan östrus gösterir. Dokuların gevşekliğiyle birlikte var olan aşağı çekme duygusu abort ve prolapsusa neden olur. Doğumdan sonra bile ıkınmalar devam edebilir. Diğer klinik endikasyonları pyometra, yalancı gebelik, infertilite ve kısırlaştırılan dişilerdeki idrar inkontinensidir. Kışırlaştırmadan sonra dişi ve erkek hayvanlarda karşılaşılan sorunlarda da Sepia faydalıdır. Sepia tablosu seksüel ilginin olmaması ve düşük libidodur. Bu nedenle kısırlaştırıldıktan sonra ağırlaşan ve kilo alan hayvanlar için uygundur.
Staphysagria
Duyarlılık, öfke ve hınç duygusu Staphysagria'nın mental tablosunu oluşturur. Mental ya da fiziki açıdan aşağılanmaya hassasiyet vardır ama hınç duygusu bastırılmıştır. Hayvan genel olarak yumuşak huylu olsa da öfkenin dışa vurumu şiddetli bir patlama şeklinde olur. Keskin cisimlerle yaralanmayla belirtilerin şiddetlenmesi şeklinde bir modalitesi vardır. Dokular gerilmekten özellikle zarar görür. Bu nedenle hayvanlar cerrahi operasyonlardan sonra depresedir ve zor iyileşir. Ürogenital sisteme affinitesi vardır. İdiopatik sistit eğer mental bir bağlantısı varsa Staphysagriaya cevap verir. Çevre şartlarındaki bir değişiklik nedeniyle eve idrar püskürten kısırlaştırılmış kediler de bu remediyle başarıyla tedavi edilebilir. Pire allerjisi şeklinde görülen dermatitisler de Staphysagrianın başarıyla kullanıldığı sorunlardan biridir.
Başlıca modalite ve rubrikler
Östrusun zamanlaması, süresi ve tabiatı önem taşır. Akıntılar, sütün görüntü ve miktarı kaydedilmelidir. Hormonal aktiviteyle ilişkili mental değişiklikler önemlidir ve buna çiftleşme sırasında erkeğe olan yaklaşım da dahildir. Reprodüktif şikayetler ve anamnez, vakanın yapısal ya da miyazmatik yaklaşımı hakkında önemli ipuçları verebilir.
Repertoryumda dişi genitaliyle ilgili “female genitalia” adında bölüm bulunur. Bunun dışında mind ve generalities bölümlerinde de faydalı rubrikler bulunabilir. Memeyle ilgili rubrikler chest bölümünde yer alır. Türler arasında fizyolojik fark bulunmakla birlikte menses rubrikleri "östrus" olarak alınabilir.
Klinik Endikasyonlar
Gebelik, Doğum ve Laktasyon
Gebe ya da emziren annelere uygulanan homeopatik tedavi yavruda herhangi bir soruna yol açmaz. Gebeliğin sonraki aşamalarında yapılacak uygulamalar doğum sürecini kolaylaştırıp annenin stresini azaltır.Doğmamış yavrularda kalıtımsal miyazmatik etkileri ortadan kaldırmak için gebelik tanısı konduktan sonra haftalık aralıklarla Sulphur, Calcarea carbonica ve Tuberculinum verilebilir.
Güç doğumda düşünülebilecek başlıca ilaçlar:Caulophyllum, Cimicifuga ve Secale’dir.
Doğum sonrası kanamalarda Ipecac, Phosphorus, Millefolium ya da Lachesis (Kan koyu renkliyse) düşünülebilir.
Sezaryen operasyonundan sonra iyileşmeyi hızlandırmak için Arnica ve Staphysagria kullanılabilir.
Retentio secundinarum olgularında Caullopyllum, Lilium tigrinum, Pulsatilla ve Sabina düşünülebilir.
Eclampsia
Belladona, Hyoscyamus, Magnesia phosphorica, Nux vomica, Stramonium düşünülebilir. Calcarea carbonica ya da phosphorica ile hayvan desteklenebilir.
Yeni doğanlar
Arnica, Aconitum (Şok, aşırı ısı kaybı, dispne, asfeksi), Antimonium tartaricum (Aspirasyon dispnesi), Carbo vegetabilis, Laurocerasus (Dolaşım bozukluğu, siyanoz, diş etleri morarmış, solunum yetmezliği, soğuk ekstremiteler), Natrum sulphuricum (Beyin hasarı), Camphora (Solunum güçlüğü, asfeksi, baş sıcak/patiler
Yavru reddi
Lachesis, Lilium tigrinum, Platina, Pulsatilla (Emzirme sorunları), Sepia ve Secale (Yavruya agresyon) başlıca kullanılan remedilerdir.
İnfertilite
Hastalıkların hazırlayıcı nedenleri ortadan kaldırılmadan sağaltım başarılı olmaz (Organon paragraf 4-5). İnfertilite konusu ele alınırken beslenme ve diğer ilgili faktörler mümkün mertebe düzenlenmelidir. Tek bir hayvan göz önünde bulunduruluyorsa infertilite genellikle yapısal (konstitüsyonel) yaklaşım gerektirir. Bu amaçla kullanılan tüm polikrestler, özellikle de Sepia ve Pulsatilla en çok başvurulan remedilerdir. Sütçü sürülerde selektif üretim programları nedeniyle belli bazı yapısal tipteki ineklerin daha baskın olması ve bu nedenle tek bir konstitüstonel ilaçla sürüdeki problemin çözülmesi mümkün olabilir. Bu tür durumlarda sürünün yapısal remedisi endike olabilir, ama sepianın rutin kulanımın üreme parametreleri üzerinde olumlu etki yaptığı gösterilmiştir.
Önceki konvansiyonel tedaviler iyileşme engeli yaratabileceğinden aynı ilacın potentize formda kullanılması (Tautopati) bu sorunun üstesinden gelinmesini sağlayabilir.
Nonenfeksiyöz abortlarda konstitüsyonel yaklaşım düşünülebileceği gibi, daha akut durumlarda abort riskine karşı Secale ve Viburnum opulus gibi remediler sıklıkla kullanılmaktadır.
Metritis olgularında akıntının özelliği ve eşlik eden semptomlara göre karar verilmelidir. En sık kullanılan remediler Caulophyllum, Pyrogenium, Secale ve Sepia’dır.
Mastitis
Apis, Belladona, Byronia, Lachesis, Phytolacca en sık kullanılan remedilerdendir (Bu konuda daha geniş bilgi Evcil Hayvanlarda Meme Hastalıkları kitabından edinilebilir).
Kaynakçaya linkten ulaşılabilir: http://www.veterinerhomeopati.com.tr/kaynakca.html/

